29 Kasım 2009 Pazar

4

sanırım denizlideydik. annem ve babamla eve doğru gidiyorduk. daha önceden va bildiğim bir ev değildi burası. hava çok pusluydu, hafiften de yağmur atıştırıyordu. çok değişikti gökyüzü. grinin nerdeyse tüm tonları iç içeydi. ve kilise ilahilerine benzer bir ses vardı. bu sesi siz de duyuyor musunuz, diye sordum. yüzüme baktılar sadece, cevap vermediler. sanki kıyamet günüydü ve israfil sur'a üflüyordu. ben bi markete gidiyim, dedim anneme, bişiy lazım mı? baban da gitti ya, dedi annem, gerek yok senin gitmene. olsun, çay alırım ben de, dedim. amma evde zaten çay kabı doluydu.

acıktım, dedi dayım. ben de çok acıkmıştım. şöyle bi barbunya yanına da pilav olacaktı, diye devam etti dayım. ben bi çıkıp bi şeyler alıp geliyim, dedim. anneannemle değişik bi yerdeydik. anneannem bankamatiğini verdi, hadi sen al gel ne yicekseniz, ben seni bekliyorum, dedi. marketlerin şarküteri reyonu olur ya öyle bir yemek reyonu vardı. arkasında da hafif irice bi amca vardı. anneannem 6 tane dolma istemişti. adama dedim 10 tane dolma, biraz barbunya, bu börekler neli? bunlar peynirli, bunlar da sade, dedi. peynirlilerden de 10 tane olsun, dedim. tamam, siz biraz oyalanın ben paketliyorum, dedi adam. gezinmeye başladım markette, amma sürekli adamı kesiyordum napıyor diye, hemen bitirse de gitseydik. yemek reyonun çaprazında kıyafetler vardı. aa beğendim bluz değil mi o? burdakinin de mi bedeni yok? neyse, diye kendi kendime mırıkdandım. bi yandan da adama bakıyordum. sonra kasaya gittim. ya biraz da pilav koyar mısınız? amma tereyağlı sade olan, kıymalı olmasın sakın, dedim. kıymalı pilav mı olurdu hem hiç? adam, pilavın da sonuna denk geldin amma, koyuyorum hepsini, diyip buz dolabı poşeti içindeki pilavı da koydu diğer yemeklerin yanına. ne kadar tuttu, diye sordum. şöyle bi baktı, kafasında hesapladı, 25 lira, dedi. yuh, dedim içimden. anneanneme söylesem kızardı. acaba kendi paramdan nakit mi verseydim? 5 lira verdim, 20 de burdan çekin, dedim. nerde kaldınız, diye sordu dayım telefonda. geliyoruz, yoldayız, dedim. bi şeylerle mi uğraşıyormuş falan hatırlamıyorum tam orasını. neyse anneannemin evine vardık. dayım sabırsızlıkla bizi bekliyordu. yemekleri çıkarttım. böreklerden bi tanesini ısırdım. bu içindeki neydi ya? bulgur! böreğe hiç bulgur mu konurdu, hani peynirliydi bunlar? sinirlerim bozuldu. bekle dayı, pilav da var daha.

2 yorum: